‘Tiyatro’ lar kapanmasın, yaşayabilsinler diye…

Hepimizin ortak paydada buluşmak zorunda kaldığı şu günlerde, mücadele edilecek şeyin yalnız Corona virüs olmadığını hep birlikte görmüş olduk. Toplamın acısı, virüsün getirdiği bir tehdit değil, farklı olan, farklı yaşayan ve uyumsuz olanın dışarıda bırakıldığı bir sürece sürüklenmek oldu. Evlerimize hapis olmuşken dahi bir şeylerin mücadelesini vermek zorunda bırakıldık. Zaten insan da mücadele ettiği ölçütte var olmuyor mu?

Tiyatro

Dayanışma ruhu canlı kalmalı

Balkonlardan her 21.00’da alkışlar tuttuk, sağlık emekçilerini destekledik. Çünkü yaşama hizmet eden, tek amacı hayat kurtarmak olan insanlara oturduğumuz yerden bir şeyler vermek durumundaydık ve bunu borç bilerek çırptık ellerimizi.

Tiyatro

Ben buradayım sevgili izleyicim, sen neredesin acaba?

Evet şimdi bir şeylere daha borçlu olduğumuzu hissetmemiz gerekiyor. Belki de onları sadece eğlence sektörünün bir parçası olarak görmemek ile başlamalı eyleme. Yanı başımızda duruyorlar, üretimleri ve üretim alanlarını korumak için bizlerden destek istiyorlar. Kim peki onlar? Evet, sürekli sahneleri kapatılmakla tehdit edilen, kendilerine ve oyunlarına sansür uygulamak zorunda bırakılan ve en önemlisi aç kalmak ile karşı karşıya kalan ‘tiyatrocular’, ‘oyuncular’.

Tiyatro

Eleştirel bakabilmek için tiyatroya ihtiyacımız var

‘Eleştirel düşünce değiştirmenin bilgisidir.’ der iletişim bilimci Göksel Aymaz. Eleştirel düşünceye sahip olmak ve onu hayatın her alanında uygulamak insanı düşünmeye ve bakış açısını genişletmeye davet eder. İşte tiyatro, tam da bu noktada eleştirel bakışın tohumlarını serper izleyiciye.

Gerçek olana sahip çıkılmalı

Tiyatro gerçektir, olaylar, oyuncular gerçektir ve esas olan daima gerçekliğe sahip çıkmaktır. Sahnelenen hiçbir oyun, toplumdan ve onun kültüründen uzak değildir. İzleyiciyi içine çekmesi de tam da bu yüzdendir. Çünkü gerçek olanı almak, büyütmek ve var etmek hepimize iyi gelir. Tiyatroları var etmek hepimize iyi gelir.

Sona doğru…

Salgın nedeniyle ekonomik sorunlar yaşayan birçok tiyatro, kapanmak ile karşı karşıya. Bize, topluma, kültürel birikim sürecine bu denli iyi gelen; oyuncularına ve oyunlarına bağlı sahneler, karanlığa mahkûm edilmesin. Kısaca, ver elini tiyatrolara sahip çıkalım! İyi ve gerçek olanı yaşatalım. Çünkü hepimiz kendi dışımızdaki koşulların tutsağıyız.